Oyun İncelemeleri

Cube World İncelemesi

Hayatımın belki de en ilginç incelemesini yapacağım. Haziran 2011’de geliştirilmeye başlanan, Nisan 2018 itibariyle halen geliştirilmeye devam eden ve muhtemelen 2021’den önce bitmeyecek bir oyunun incelemesini yapacağım. Cube World isimli oyun, çok sayıda insanı peşinde sürükleyen, çok fazla satmış ama bir türlü stabil şekilde güncelleme alamamış bir oyun. Ve amacım burada incelemekten çok tabi ki oyunu anlatmak olacak. Haydi başlayalım!

Cube World, 2011’in Haziran ayında Wolfram von Funck isimli Alman geliştirici tarafından, Minecraft, Zelda, Secret of Mana, Monster Hunter, Diablo, World of Warcraft ve benzeri oyunlardan esinlenilerek bambaşka bir dünya yaratmak için geliştirilmeye başlayan bir oyun. 2012’de Wolfram von Funck’ın eşi Sarah von Funck da geliştirmeye katıldı ve Picroma isminde bir stüdyo kurdular. Oyun voksel yani 3 boyutlu piksel tabanlı bir oyun. Wolfram von Funck oyununu şu şekilde tarif ediyor:

Ben Cube World’ün yaratıcısı Wollay. Bu oyunu geliştirmeye Haziran 2011’de başladım. Esinlemelerim Minecraft, Zelda, Secret of Mana, Monster Hunter, Diablo, World of Warcraft ve daha pek çok şeydi. Amacım, maceralar, canavarlar ve gizemlerle dolu sonsuz, renkli, ustalıkla üretilmiş bir dünya yaratmaktı. Sonuç, Voksel tabanlı rol yapma oyunu olan Cube World.

Eşim 2012’de geliştirmeye katıldı ve Temmuz 2013’te Windows PC için alfa sürümünü kullanıma sunduk. Alfa zaten birçok özelliğe sahip, ancak bazı özellikleri hala eksik.

Alfa, beta sürümden ve son sürümden daha düşük bir fiyatla satışa çıkarıldı. Yani Alfa’dan sonra Beta ve Son sürümlerde fiyat artışı olabilir. Güncellemeleri düzenli olarak yayınlamayı planlıyoruz. Güncellemeler ücretsizdir.

Bu şekilde tarif ederken, son cümlesinin başına bu kadar iş açacağını kimse bilemezdi. O düzenli güncellemeler hiç bir zaman gelmedi ve 2017 civarı büyükçe bir kitleden küfür yiye yiye son güncelleme notlarını bizlerle paylaştı. Ancak onlar da son kullanıcı sürümüne yansımadı. Oyunun 2014’teki halini oynayabiliyoruz. Daha da kötüsü, oyunu satıştan kaldırdılar ve sadece zamanında satın almış olan oyuncular oyunu oynayabiliyor. Yani oyunun hikayesi, oyunun kendisinden de dramatik. Şimdi size biraz Cube World’den bahsedeyim.

Cube World Şehir

Oyun sonsuz bir dünya haritası sunuyordu. Minecraft’tan da alışık olduğumuz seed tekniği ile matematiksel olarak bir rastgele dünya yaratımı söz konusuydu. Bu dünyanın sınırları yoktu. En azından oyuncuların ulaşabileceği bir sınır yoktu… Ayrıca bu algoritma o kadar iyi çalışıyordu ki, hangi seed’i hangi isimle kombinlerseniz kombinleyin, oluşturulan bu rastgele dünyada mantık dışı tasarımlar görmüyordunuz. Her yerde harika manzaralar, mükemmel düzgünlükte ve birbirinden bağımsız dağlar, tepeler, nehirler, şehirler ve dahası…

Dünya’da farklı iklim ve bitki örtüsü tipleri vardı. Bunları kabaca açıklamam gerekirse,

  • Greenlands: Yeşil alanlar sunan, bol nemli, bol yeşillikli, bol tarlalı en basit alanlardı.
  • Snowlands: Karla ya da buzla kaplı alanlar sunan, soğuk iklim alanları sunuyordu. Nadiren soğuk iklime ayak uydurmuş canavarlar vardı.
  • Deserts: Çöller, çöl bitkileri ve nadiren vahalar sunuyordu. Çöl hayvanları, zindanları ve canavarları da ihtiva ediyordu.
  • Jungles: Daha tropikal ağaçlardan oluşan ormanlar, orman yaratıkları, ormanlara özel zindanlar ve hayvanlar sunuyordu. Ayrıca çoğu Jungles fazla sıcak ve nemliydi. Tapınaklar ve harabelere de sahipti.
  • Lava Lands: Zorluk seviyesi yüksek iklimlerden bir tanesiydi. Nem yok denecek kadar az, hava aşırı sıcak ve her yer soğumaya başlamış lav tabakalarıyla doluydu. Magmatik zindanlar da mevcuttu. Ayrıca canavar olarak da iblisvari tiplemeler vardı.
  • Oceans: Ağırlıklı olarak okyanuslarla kaplı, nadiren adaların olduğu bu bölümlerde çok fazla su altı mağarası ve manzarası vardı. Okyanusların sıcaklığı birbirinden farklıydı ve derinliğine göre de değişmekteydi. Ayrıca su altı hayvanları ve yaratıkları da mevcuttu.
  • Savannahs: Savan iklimi dediğimiz sıcak ama kuru bir iklime sahip olan bölgelerdi. Ağırlıklı olarak güneşin tepenizde olduğu, kuru çayırlardan oluşan bu bitki örtüsünde nadiren savan tipi yüksek ağaçlar da mevcuttu. Ayrıca savan iklimine adapte olmuş bir çok hayvan türü de mevcuttu.
  • Undead Lands: Ölümsüz varlıkların yer yüzünde olduğu zor alanlardı. Alfa sürecinde bu alan bir türlü hayata geçirilmedi. Ancak sonradan geliştiricisi ilgili videoları yayınladı.
  • Swamp Lands: Bataklık alanları ihtiva eden, ağırlıklı olarak sulak zindanları barındıran alanlardı.
  • Mushroom Lands: Devasa mantarlara ev sahipliği yapan iklimdi. Ayrıca çok sayıda böcek türü ihtiva ediyordu.
  • Ara Geçiş Formları: Genelde diğer oyunlar gibi keskin bir çizgiyle iklimler ayrılmıyordu. Yavaş bir geçiş süreci yaşatan bu alanlar genelde o 2 iklimin ortak özelliklerini barındırıyordu. Geçiş aşamasında sıcaklık ve nem değişimini de gözlemleyebiliyordunuz.

Cube World Yeşil Alanlar

Sadece iklimler bile bir RPG oyunda olması gerekenden çok daha üst düzeydeydi. Bir RPG oyun için olmazsa olmaz şeyler keşif, macera ve zanaat (craft) mekanikleridir. Bu oyunda özellikle keşif ve macera kısmı çok doygundu. Bu mekanikleri tamamlayıcı öğeler olarak ortak yetenekler vardı. Bunlardan bir kaçı,

  • Tırmanma: En yüksek dağlara dahi tırmanabiliyordunuz. Öyle ki, bulutların üzerine çıkabileceğiniz devasa dağlar mevcuttu ve tepeleri karla kaplıydı.
  • Yüzme: İster bir derede, ister okyanusun uçsuz bucaksız sularında… Yüzme de çoğu zaman mecbur kaldığınız bir ulaşım yeteneği oluyordu.
  • Dalış: Bulduğunuz her su kütlesinde yüzebildiğiniz gibi, okyanus ve denizlerin derinliklerini de keşfedebiliyordunuz.
  • Deltakanatla Uçuş: Hang Gliding dediğimiz bu el ile tutulan kanatlar sayesinde bir dağın tepesinden çok uzaklara kadar süzülebileceğiniz ilkel uçuş deneyimi yaşatan yeteneklere sahiptiniz.
  • Yelken: Bir dere boyunca ya da denizin karşı kıyısına geçmenin en mantıklı yolu yelken kullanmaktı.
  • Binicilik: Bulduğunuz, ehlileştirdiğiniz ve üzerine binebileceğiniz hayvanlar sayesinde çok uzak mesafeleri daha kısa sürede alabiliyordunuz.

Oyunda yetenek mekanikleri macera kısmıyla çok örtüşüyordu. Bir de bahsettiğimiz keşif kısmına bakalım. Oyunda çok fazla harabe, zindan ve gizemli mekan vardı. Bir çoğu ödül ihtiva ediyordu. Bunlar arasında kaleler, saraylar, harabeler, piramitler, dağ mağaraları, okyanus altı mağaralar, terk edilmiş yapılar ve daha bir çok şey vardı. Ayrıca basit bir görev sistemi de mevcuttu. Geliştiricisini belki de en çok uğraştıran sistem de buydu. Oyun hem online PvE, hem de görev sistemiyle birlikte karışık bir hal alıyordu. Kaldı ki, geliştiricisi PvP sisteminin de geleceğini duyurduğunda içinden çıkılmaz bir hal aldı ve tam 2 sene boyunca sadece görev geliştirmeleri hakkında gönderi paylaştı.

Cube World Yelken

Oyunda craft yani zanaat mekanikleri olarak alfa sürüm için çok fazla şey yoktu. Ancak geliştiricisi “planned” yani planlanmış olarak bizlere ev dahi yapabileceğimiz serbestliği tanıyacağını açıklamıştı. Maalesef o planlanmış ögeler hiç bir zaman gelmedi. Craft mekaniği olarak silahlarımıza özelleştirme yapabiliyorduk. Bunun dışında başka bir şey var mıydı şu an hatırlayamıyorum.

Cube World içinde 4 ana sınıf vardı. Bunlar Warrior, Rogue, Mage ve Ranged sınıflarıydı. Hepsinin görevi, yetenek ağacı ve kullandığı ekipmanlar birbirinden farklıydı. Ayrıca oyunda kişiye özel seviye sistemi de vardı. Hatta her ekipmanı herkes kullanamadığı gibi, siz kendinize ait ekipmanları da sadece seviyenizin müsaade ettiği sınırlar çerçevesinde kullanabiliyordunuz. Combat mekanikleri olarak da bu sınıflara göre fazlaca bir geliştirme mevcuttu. Dodge mekanikleri ve manuel aim mekanikleri olarak oyun doyurucu seviyedeydi. Combo mekanikleri mevcuttu ve skorları doğrudan ekranınıza fight esnasında yansıyordu.

Oyunda bildiğim ve hatırladığım kadarıyla 8 ya da 9 farklı ırk ve 2 farklı cinsiyet mevcuttu. Özellik olarak henüz bir farkları yoktu. Ayrıca oyunda 6 farklı sınıfta 20’den fazla pet mevcuttu. Kimisi yakın dövüş peti, kimisi uzak… Kimisi binilebilir pet, kimisi size can veren…

Oyun gerçekten sizleri kendisine hapseden bir atmosfere sahipti. Tek başınıza oynarsanız sıkıcı gelebilir ancak eğer arkadaşlarınızla bir gecenizi bu oyuna ayırabilirseniz, sonraki bir çok gece için planlarınızı iptal etmeniz gerekecek. Umarım bir güzel haber alırız da, oyun beta sürümüyle yeniden satışa çıkar ve oynamaya yeniden başlayabiliriz.

Burak Şengüloğlu

Oyun dünyası ile çok çok erken yaşta tanışmış, 9 yaşındayken gül gifleriyle süslü ilk sitesini açmış, bir ara e-spor'a ve oyun haberciliğine sarmış, şu sıralar oyun geliştirme, firmalara danışmanlık hizmeti ve makale hizmetleriyle hayatının akışına kendisini kaptırmış bir şahıstır.

2 Yorum

  1. Yorumumu onaylamazsın biliyorum ama bu oyunun yapımcısı tam bir şerefsiz aldı paraları kaçtı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Buna da Göz At

Close