Oyunlar mı Kanser, Biz mi?

Role Playing Cancer mi, First Person Cancer mi? Hangisini Alalım? Bugünkü konumuz kanser eden oyunlar!

Önce bir ufkunuzu açarak, hayaller kurdurarak açılışını yapayım yazacaklarımın. Kapatın gözlerinizi (Kapatırsam nasıl okuyacağım? gibi soruları sonra tartışırız). İşten okuldan çarşıdan, her nereden geldiyseniz gelin hocam o eve. Filmlerdeki gibi anahtarınızı atın girişte bir şeylerin üzerine. Asın montunuzu, çantanızı. Gidip bir kahve koyun.Lambader açık ortam loş, önünüzde sıcacık kahve, dışarıda hafif bir yağmur. Bilgisayarınızı açtınız. Sevimli köpeğiniz geldi oyuncağı ile, ayağınızın dibine yattı. Birden bir ses! O da ne? Dangalağın teki CYKA diye bağırıyor, wtf?!

Noldu? Hayaller kabus değil mi? Burada Rus kardeşlerimiz temsili olarak kullanıldı. Malum bu çevredeki ülkelerde hep bir problem var. Lehler kurwa, Türkler anan, Ruslar cyka vb gidiyor çığlıklar.

Şimdi okuduklarınızı unutun. Betimlemelerle vaktinizi çalmak istemiyorum. Değerlendirmemle birlikte sebeplerini inceleyelim.
Oyunları seviyoruz. “Oyun kültürü” diye bir şey ortaya attım ben bundan 4 sene önce. Aldığım cevap s.keyim kültürünü oldu. Öh dedim. Hani 12-13 yaş olayından bahsetmiyorum. 20-25 civarına çıksanız da bunları görüyorsunuz. Bu mu Atari’ler ile Mega Drive’lar ile büyüyen nesil?

Şimdi çocukluğumuzdan başlayalım. Ben NES ve Sega Mega Drive ile çocukluk geçirdim. Ardından 97 yılı gibi Playstation ile tanıştım. Oyunların kutularına bile değer veren bir çocuktum. Sanki evi annem temizlemiyormuş gibi, kaset kutularını (dvd gibi kutuları vardı kasetlerin) düzenler, tozlarını alır ve dizerdim en iyi görünen rafıma. Playstation çıktı, Level ve Progamer (adını tam hatırlamıyorum) dergilerinden oyunlara bakar, gider o oyunları fellik fellik arardım Maltepe ve Kadıköy çarşılarında. Atari salonları bizim nesil için biraz geç oldu. Gitmedim değil gittim ama biz şanslı nesildik, evlerimize girdi o atari salonlarındaki bir çok oyun. Şimdi işin rekabetçi mevzusunun girdiği kısma gelelim. Bizim zamanımızda bir fps oyununu ele alalım. Aslında bizim nesli orta okul sonu, lise başı gibi yakaladı 1.6 zamanları.

Rekabet dedik. Ülkemizde rekabet tamamen problemli. Bunu bir seçim kampanyasından tutun da bir futbol kulüpleri arasında geçen rekabete bakarak anlayabilirsiniz. 2 dev çınar maç yapıyor, yöneticisinden futbolcusuna, taraftarından malzemecisine birbirlerine giriyorlar. Hiç görmediğimiz küfürler, kavgalar televizyon programlarında sahne almaya başladı. Biz eskiden bir kişi küfür ettiği zaman ayıplayan insanlardık. İnsanların galiba sabrı kalmadı. Devrin akışına, ortalığın durumuna herkes kendini kaptırdı. Böyle bir ortamda yetişen çocukların da psikolojik problemleri olması kaçınılmaz.

Bir oyun oynadığınızda, özellikle de bahsettiğim türdeki rekabetçi oyunlardan herhangi birisini, 11 yaşındaki çocuğun sizden adres istediğini ve sizi öldürmek istediğini işitiyorsunuz. Bunun psikolojik problemler dışında başka bir açıklaması yok. İnsanları ben gerizekalı veya zeki diye ayıran bir insan değilim. Herkes doğuyor, herkes bir kapasite ile doğuyor. Mesele insanın kendisini nasıl geliştirdiği. Neden üzerine koymak yerine ortama, duruma ayak uyduruluyor? Neden düzgün iki kelime etmek yerine küfürler havada uçuşuyor? Bir “nick”in arkasına gizlenerek küfürler edip rahatlamak sizce de olması gereken midir? Eğer sağda solda küfür etmiyor, insanların çizgilerine adımınızı atmıyorsanız, üzerinize alınmayın. Geri kalan alınabilir. Bu nesil çöp oldu. Saygı denen şey, oyunu bırakın hayatımızın hiç bir alanında kalmadı. Bir çok konuda saygı temasını yitirdik.

Biz böyle değildik ama bizden de değişip gündeme, ortama, çevresine ayak uyduranlar oldu. Bizim 90’lar nesline de sıçradı. Umarım biz çocuklarımıza gereken terbiyeyi verir, insanların gevşemek, hoş vakit geçirmek için girdiği bir oyunda adres isteyip küfür etmelerini engelleriz. Kalın sağlıcakla.

Burak Şengüloğlu

Oyun dünyası ile çok çok erken yaşta tanışmış, 9 yaşındayken gül gifleriyle süslü ilk sitesini açmış, bir ara e-spor'a ve oyun haberciliğine sarmış, şu sıralar oyun geliştirme, firmalara danışmanlık hizmeti ve makale hizmetleriyle hayatının akışına kendisini kaptırmış bir şahıstır.

Henüz Yorum Bulunmuyor

Cevapla

E-Posta adresiniz paylaşılmayacak.