Türkiye’de Bağımsız Geliştirici Olmak

Bağımsız yapım oyunlar son 5-6 senede ciddi bir atılım gösterdi. Bağımsız yapımcı sayısı çoğaldı, çekirdekten şirketlere uzanan hikayeler okumaya başladık. Peki Türkiye’de bu hikayeler ne kadar gerçekçi? Hele ki daha verilmesi gereken bir cevap varken, Indie Nedir?

Yine bolca yakınmalı, şikayet etmeli ve söylenmeli bir yazı daha kaleme alacağımdan şüpheniz yoktur eminim. Türkiye’de genelde bağımsız olarak normal hayatta dahi bir ürün ortaya koyma konusu ile başarı kelimelerinin örtüşmesi mümkün olmuyor. Nitekim bu konuda destek olmak için Melek Yatırımcılar tarzı platformlar ve Arı Kovanı tarzı siteler yavaş yavaş artmaya başladı. Ama unutulan çok önemli bir kategori var; oyun…

Hemen hemen bütün fonlama sitelerinde “oyun” kategorisi -sitelere göre değişmek kaydıyla- en ilgi çeken 2 ya da 3’üncü kategori olmuştur. İlk sırada “yaşamı kolaylaştıran buluşlar” olduğunu da hatırlatayım. Türkiye’de bulunan muadil siteler ve gruplar ise maalesef siz bir GTA yaratmadıkça, o şefkatli kollarını açmıyorlar. Hatta öyle ki, Kickstarter’da en çok fonlanan kategorilerden birisi olan “Board Games”, Türkiye’de fonlamayı geçtim kültür olarak bile kendisine yer bulamıyor. Şimdi bu işin iki taraflı hatalarını sizlere derleyeyim.

İlk olarak biz geliştiriciler ve içerik üreticilerinden bahsedeyim. Bir anda kafamızın üzerinde lamba yanar ve “zengin olacağım” umuduyla o fikri projelendirmeye başlarız. Güzel… Ya sonra? Bir oyun fikri geldi aklımıza. Şu soruyu hiç sormayız,

“Bu oyun için en az 5 kişilik bir ekip lazım. Geliştirici ben olsam, grafiker, level designer, pazarlama ve reklam, ses ve müzik üreticisi gibi ana görevleri kimlere vereceğim?”

Bu soruyu sormadığı için ve tabi ki herşeyi kendi başına yapmaya çalıştığı için henüz projenin %10’unu bile tamamlamadan vazgeçer bu rüyadan. Varsayalım bu soruyu sordu. Yine 2 seçenek çıkacak ortaya. Ya çevresinden “revenue share” vaadi ile eksiklikleri tamamlamak adına grubuna yeni arkadaş alacak ya da fonlama yoluna giderek önceden sermaye sağlayıp ekibini oluşturacak.

İlk seçenek için insanları ikna etmek kolay olmuyor. Çünkü internet dediğimiz dünya projelerle ve fikirlerle dolu. Herkesin hayali ortak. Herkes kendi fikrinin para edeceğini düşünüyor. İkinci aşama ise tamamen risklerle dolu. Ayrıca insanlara fonlamaları için bir sebep de sunmak zorundasınız. Ve bu sunuma yetecek kadar da projeyi ilerletmiş olmanız gerekiyor.

Seçenekleri, fikir-sonuçları bir kenara bırakalım. Bu işin Türkiye ayağına bakalım. İlk olarak kendi başına yapma fikrinden bahsedeyim. Türkiye şartlarında kendi başınıza bir oyun geliştirmeniz mümkün gözükmüyor. Ortalama 5 saatlik bir çalışma demek, normade 5 kişilik bir ekip ile yapacağınız 1 saatlik çalışma demek. Yani 10 günde yalnızca 1 mesai’lik yol katedebilirsiniz. Tabi eğer geçim derdiniz yoksa ve banka hesabınızda aylarca hatta yıllarca geçinmenizi sağlayabilecek paranız var ise. Yoksa zaten işe git gel sonra otur baştan aşağı oyun yap; pek mümkün görünmüyor.

Ekip işlerinde iki seçenek demiştik. Ya gelir paylaşımı ya da fonlama. Gelir paylaşımı için Türkiye’de “indie” çapta bir yasal düzenleme bulunmuyor. Daha ortada ürün yokken şirketleşmeniz ve minimum şartları sağlayıp anonim şirket kurmayacaksanız tabi. Ayrıca Türkiye’de iyi bir ses/müzik üreticisi olup, geçmişi ve teminatı dahi olmayan bir geliştiricinin oyununa inanması da fazla hayal. Mutlaka ara ara ödemeler isteyecektir. Diğer seçenek ise fonlama. Türkiye’de unutun bunu. İlk olarak Türkiye’de bulunan fonlama gruplarına, platformlarına ve sitelerine koyacağınız projelerden arkadaşlarınızın bile haberi olmayacaktır. Çünkü yüksek trafikli siteler değil bunlar. Özellikle de oyuncular tarafından sıklıkla kontrol edilen. Nadiren çıkan oyun projeleri de fonlamayı tamamlayamıyor ve iade yoluna gidiyor. Oldu ki çok iyi bir pazarlama kampanyasıyla, reklamlarla kitleyi çektiniz; kazanacağınız para Türk Lirası olduğu müddetçe yine sorun büyük.

Türkiye’den bir asgari ücret toplamanız demek yurt dışında asgari ücretin 3’te 1’i ila 4’te 1’i arasına tekabül etmekte. Aynı şekilde harcamalarınızın da bir çoğu yurt dışına olacak. O 5$ ay ne kadar ucuz diye yapacağınız harcamalar, bir yerden sonra kamburunuza külfet olarak oturacaktır.

Yurt dışındaki fonlama siteleri ise yine yasal problemlerden ötürü Türkiye’ye tam destek sağlayamıyor. Örneğin Kickstarter’da Türk vatandaşlarına kısıtlı olarak kullanım vermekte. Yine Indiegogo sitesinde fonlanırken herşey kolay, fakat fonlama bitip ücreti size ödeyeceği zaman site oldukça problem çıkarıyor. Bu problemleri çıkartan da site değil aslında yine yasal prosedürler. Öyle ki, ülkemizde bu fonlamalar hala bağış kategorisi altına giriyor ve bunun için bulunduğunuz yerin valiliğinden dilekçe ile izin almanız, banka hesaplarınızın dökümünü belgelemeniz gibi zorunluluklar doğuyor.

Özet olarak bu işin önünde hem geliştiricilerin yanlış stratejileri ve düşünceleri, hem de yasal mevzuatlarda bulunan problemler, sıkışıklıklar bulunuyor. Ondan sonra da Steam’de Türk yapımı diye unity template üzerinden yazıları değiştirip korkunçlu hastane oyunları görüyoruz. Türk yapımı bağımsız yapımcı oyunlarından 1-2 gerçek anlamda kaliteli yapım ise maalesef yurt dışında fonlandı. Umarız bir gün ülkemizde üretilmiş, geliştirilmiş ve sunulmuş daha sık bağımsız yapım oyunları görürüz.

Burak Şengüloğlu

Oyun dünyası ile çok çok erken yaşta tanışmış, 9 yaşındayken gül gifleriyle süslü ilk sitesini açmış, bir ara e-spor'a ve oyun haberciliğine sarmış, şu sıralar oyun geliştirme, firmalara danışmanlık hizmeti ve makale hizmetleriyle hayatının akışına kendisini kaptırmış bir şahıstır.

Henüz Yorum Bulunmuyor

Cevapla

E-Posta adresiniz paylaşılmayacak.