E-Spor

Türkiye’de E-Spor

Günün konusu Türk E-Spor Takımları, Oyuncuları ve Yöneticileri ya da daha kısa bir tabirle Türkiye’de E-Spor. Eleştirilecek o kadar çok şey var ki bu konuda. Önce biraz deneyimlerimden bahsedip oyuncular özelinde başlamak istiyorum.

Senelerden 2015. League of Legends Türkiye Sunucusuna damga vuran bir takım var, adı Pixel Gaming. Evet 15 inçlik bir dizüstü bilgisayar ekranında kurduğum e-spor takımı. Öncelikle ben de işlerin ciddiye bineceğinin farkında değildim. O zamanlar bizim Pixel Canavarı isimli bir sitemiz vardı. Günlük 10 bine yakın ziyaretçisi olan tam bir oyun haber sitesi. Şurada biraz bahsetmiştim, tık tık. Buradaki aktif kitlemizi de arkamıza alıp e-spor arenasına adım atma fikri oldukça kulağa hoş geliyordu. Nitekim girdik. Hem de şu fotoğraf ile…

Pixel Gaming

Mütevazi bir kadroyla başladık, egoistlerden arındık (bkz. ben prof oyuncuydum sen kimsin?) ve bir kaç ufak çaplı turnuvalara katılmaya başladık. Gel zaman git zaman, ESL başarıları, Şampiyonluk Aşaması 2’nciliği derken Yükselme Ligi adayı haline geldik. Bir çok ünü ülke sınırlarını aşmış takımı dahi yenmeye başladık. Bir yandan kulüp gelirlerini optimize ediyor, pazarlama stratejileri geliştiriyoruz, diğer yandan teknik kadroyu genel menajer ile analist ile güçlendirip sağlam temeller atıyoruz.

Pixel Gaming

Hatta turnuvalarda da güzel başarılar gelmeye başladı. Ufak tefek bireysel hatalarla gelen ikincilikler üçüncülüklerdi ama sorun yoktu.

E-Spor

Ve sonra ne oldu? Takımın koçu oyuncuların yarısıyla gruplaşıp takım sahibi Burak şu şu oyuncuları istemiyor gibi laflar edip oyuncuların tavır almasını sağladı. Üstelik en son haberi olan kişi ben oldum. Kesin bir kararla takımı karıştıran oyuncuları ve koçu takımdan atıp yerine kişiliğini, oyun stilini beğendiğim 3 oyuncu transferi yaptım. Ardından bir süre yine zirvede devam etti performans. Destek oyuncumuzun başka bir takıma transferi gündeme geldi, müsade ettik ve takımın sonunu getiren destek rolü oyuncusunu aldık. Önce nişancıyı beğenmedi, değiştirdik. Ardından bu kendini bilmez oyuncu önce henüz yükselme ligi vakti bile gelmeden “maaş” istedi, biz buna çözüm getirirken maç esnasında yabancı oyuncularımız ile dalga geçip münakaşalara girdi. Üstelik kendisi şuan Şampiyonluk Ligi yolunda. O sezon son günde yükselme ligini kaçırdık, takımı dağıttım ve indirdim kepenkleri. Yazık ki ne yazık…

Bunları niye anlattım? Her bir yaşadığım olay, anlatacaklarımda referans olacak. Çünkü konu Türkiye’de E-Spor. Öncelikle deneyimlerimi aktardıktan sonra oyunculardan başlayacağımı söylemiştim. Oyuncuların asıl hedefi maddi getiri. Bu konuda aslında bir problem yok. Fakat öylesine sabırsızlar ki, oynadıkları basit ve haftalık bir turnuva için “maaş” beklentisi içerisindeler. Ekipman isteyeni mi dersiniz, bilgisayar mı, evinin kirasını karşılamamı isteyeni gördüm. Bu konuyu geçtikten sonra takılacağımız ikinci nokta kişilikler. Oyuncuların büyük bir çoğunluğu henüz kişiliklerinin oturmamış olmasından ötürü takım içi problemler yaratmaya çok müsaitler. Bir çoğunun İngilizcesi zayıf. Bir çoğu oyunu fırlatmaya yatkın. Bir çoğu antrenmanların gereksiz olduğunu düşünüyor. Bir çoğu takım arkadaşını ya da arkadaşlarını beğenmiyor. Bir çoğunun seyahat engeli var. Bunun gibi bir çok sıkıntı var ortada.

Bu saydığım tüm sebeplerden ötürü takım sahipleri ve menajerler oyuncu bulmakta sıkıntı çekiyor. Gelelim takım sahiplerine. En büyük eleştirim bu konuda olacak. Tanıdığım bir çok takım sahibi var. İsim vermeme gerek yok, kim olduklarını anlamak zor olmasa gerek. Bir tanesi 8-9 seferdir Şampiyonluk Ligi’ne çıkmaya çalışıyor. Her seferinde bu sefer olmazsa kapatacağım takımı diyip sözünü tutmuyor ve “bomba gibi geliyoruz” postları atmaya başlıyor. Bir diğeri her başarısızlıkta ya da canı sıkıldığında yeni takım, yeni sosyal medya hesapları, yeni kadro… 6 kez takım ismi değiştiren gördüm. Her birinde de “yeni projemiz, çok yakında şöyle olacak böyle olacak” naraları… Başka bir takım sahibi oyuncuyla sözleşme bile yapmadan tehtidler savurarak takımında tutmaya çalışıyor. Kanserim lütfen takımımda kal diyen takım sahibi var. Üstelik tanıdığınız isimlerden bahsediyorum.

Arkadaş, olmuyorsa olmuyor. Ben şahsi olarak tam 7 ay emek sarfettim ve geldiğim nokta ortada. 7 ayda geldiğim ve durduğum nokta benim için tatmin ediciydi. Tam yerinde, benim için zirvede bıraktım. Uzunca süre elimi de atmadım. Kitle berbat durumda. Muhtemelen güvendiğim birisinin liderliği olmadıkça da elimi atmayacağım… Ben Türkiye’de E-Spor temalı dramayı izledim. Bir daha izlemeye niyetim pek yok.

Gelelim tavsiyelerime. Öncelikle bir e-spor takımı kuracaksanız asla ve asla şirket CEO’su tavırları takınmayın. Yönetim ekibinizi yakın çevrenizden tanıdığınız işinin ehli insanlarla oluşturun. Teknik ekibi mümkün olduğunca yabancı ve kariyeri olan isimlerden oluşturun. Oyuncularınızı mutlaka teknik ekibinizin raporları doğrultusunda seçin. Örneğin teknik ekip size sunduğu raporda “agresif bir destek oyuncusu lazım, genel takım taktiğimize uygun, roam atan, görüş hakimiyeti kuran bir oyuncu olması gerek” derse gidip rastgele şampiyonluk aşaması oyuncusu alıp gelmeyin. Bırakın analistiniz taranan oyuncuları incelesin ve analizini yapsın. Teknik ekibinizi en az 3 kişiden oluşturun.

Oyuncularınızı seçerken sadece oyun bilgisine ve yeteneklerine takılıp kalmayın, kişisel özelliklerine, kişilik özelliklerine, hitap şekline, arkadaşlarıyla uyumuna dikkat edin. Asla bir oyuncuyla başka bir oyuncu hakkında konuşmayın. Teknik ekibinizin takımla transfer planı yapmasına müsade etmeyin. Gelir ve giderlerinizi iyi planlayın, gelecek planlarınızı oluştururken ekonomik temelleri de erkenden atın. Sponsor desteği alın. Sosyal medyanızın yönetimini işinin ehli kişilere bırakın. Türkiye’de E-Spor takımı oluşturmanın altın kuralları bunlar.

En önemlisi takımda son derece güvendiğiniz, en kötü gününüzde yanınızda olacak birisi olsun. Rolünün ya da sıfatının ne olduğunun bir önemi yok. Yeri geldiğinde sizin aklınızla düşünebilmeli, size destek çıkabilmeli, takım için bir şeyler feda edebilmeli. Ben şanslıydım bu konuda (bkz. takım kaptanımız Cihan “Whovianwho” Eryılmaz).

Eleştirilerle ve tavsiyelerle amatör ve yarı profesyonel çapta E-Spor takımlarını ve oyuncu kitlesini bu şekilde değerlendiriyorum. Profesyonel takımlara kısa bir şekilde değineceğim. Şuan bir SuperMassive rüzgarı var. Aces High Esports Club ile başlayan, Beşiktaş E-Spor ile devam eden ve SuperMassive ile zirve yapan bir oluşum. Aces High kadrosunu Türkiye’de ilk duyuran haber sitesinin sahibi olarak oldukça heyecanla ve yakından takip ettiğim bu oluşumu son derece büyük bir hayranlıkla takdir ediyorum. Yönetim kısmında eleştirilecek çok noktası var. Menajer değişiklikleri, transfer olayları gibi. Ama yine yönetim kısmında medya tarafında, popüler bir kültür olma yolunda inanılmaz işler yapıyorlar. Dark Passage ise yanlış transferlerle boğuluyor yaklaşık 1 senedir. Önce uluslararası arenada oynatamayacakları oyuncuları transfer etmesi, ardından bu oyunculara kapıyı gösterip yanlış tipte oyuncuları alması derken takım dibi gördü, zor kurtardı.

Bu arada beni soracak olursanız Team Turquality taraftarıyım. Evet takım yükselme liginde… Umarım keyifle, sıkılmadan okuduğunuz bir blog içeriği olmuştur, bir sonraki yazımda görüşmek üzere!

Etiketler

Burak Şengüloğlu

Oyun dünyası ile çok çok erken yaşta tanışmış, 9 yaşındayken gül gifleriyle süslü ilk sitesini açmış, bir ara e-spor’a ve oyun haberciliğine sarmış, şu sıralar oyun geliştirme, firmalara danışmanlık hizmeti ve makale hizmetleriyle hayatının akışına kendisini kaptırmış bir şahıstır.

Bunlara da Göz At

“Türkiye’de E-Spor” içeriğine 1 adet yorum yapılmış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir