E-Spor Nedir? E-Spor Tarihçesi, Esporcu ve E-Spor Girişimleri
E-Spor

E-Spor Nedir? E-Spor Tarihi ve E-Sporcular

Önce e-spor nedir ona bir kısaca değineyim. Keza burası bir sözlük ya da ansiklopedi sitesi değil. Benim size anlatacaklarım çok başka. E-spor, kısaca elektronik ortamda gerçekleştirilen, zeka, pratiklik, tecrübe ve efor isteyen, bireysel ya da takım olarak oynanan bir spor dalıdır. Yani en basit tabirle e-spor, video oyunlar aracılığıyla gerçekleştirilen bir aktivitedir. Elektronik sporlar ya da eSpor olarak da yazılabilir, bilginize. Şimdi biraz açalım…

Öncelikle tarihin derinliklerine inelim. O kadar da derine değil… Seksenlerin en popüler eğlencelerinden birisi atari salonlarıydı. Burada jeton atılır, oyunlar oynanır, arkadaşlarla kıyasıya rekabet edilirdi. İşte e-sporun temeli aslında burada atıldı. Street Fighter oyunları için insanlar kendi aralarında turnuva düzenler, hem efor sarfederler, hem refleksleri ve el-göz koordinasyonuyla rakiplerini alt eder, hem de gazozları, baklavaları götürürlerdi. Aradan 30 yıl geçti, hala Street Fighter turnuvası düzenleniyor, hala kazanan ödül alıyor; tek fark yüz binlerce kişi Twitch ekranlarından bu anlara tanıklık ediyor. Yani diyeceğim o ki, aslında bizler Türkiye’de e-spor tanımını bilmeden, yıllarca e-sporun içinde olmuşuz…

Ardından meşhur mu meşhur Fifa ve Counter-Strike turnuvaları baş gösterdi. İstanbul’un Kadıköy ve Beşiktaş ilçelerinde, çeşitli internet kafelerde oyuncu ekipmanı ödüllü, para ve indirim çeki ödüllü turnuvalar düzenlendi. Hatta kimi zaman izleyici de getirildi ve bir nevi oyun etkinliği de yaşandı. Ancak ne atari salonları, ne internet kafeler hiç bir zaman profesyonel e-spor müsabakalarına şahit olmadı. Yani en azından, ülkemizde League of Legends bir şeyler çabalayana kadar yapılanların hepsi amatör e-spordan ibaretti.

Burada League of Legends’ın reklamını yapma gibi bir niyetim yok. Zira kendilerinin de bu reklama hiç ihtiyacı yok. Ancak Riot Türkiye ekibine ne kadar minnettar olsak azdır. E-spor ve e-sporcu terimlerini ülkemize yayan, profesyonel olarak tam zamanlı e-sporcu mesleğini ortaya çıkaran, verdiği ödüllerle, yaptığı anlaşmalarla ebeveynlere kadar e-spor kelimesini aşılayarak, yapabileceklerinden bile fazlasını yaptılar.

Yurt dışına da tek bir perspektiften bakamıyoruz maalesef. Her ülkede e-spor meşalesini yakan oyun, firma, takım ve ekip farklı oldu. Örneğin Fransa’da League of Legends bu meşaleyi tutuşturan oyunken, Rusya’da Moscow Five isimli bir e-spor kulübü, League of Legends, Valve ve yerel organizatörler oldu. Moscow Five’a da kısaca değineyim, kendileri Ruslardan kurulan bir Avrupa takımıydı. Avrupa’da elde ettikleri başarılar ülkelerinde de duyulup yayıldı. Bunun üzerine bir de League of Legends’in Rusya sunucusu açıldı. Dota 2 konusunda zaten en çok oyuncuya sahip 3 ülkeden birisi Rusya. Her neyse çok uzatmayayım yurt dışı mevzusunu…

E-sporu besleyen ana damar rekabetten geçmekte. Bu yüzden de bizleri “e-spor bir spor dalı” derken elimiz güçleniyor. Diğer güçlendiren ve temelini oluşturan etkenlerden ilk paragrafta bahsetmiştim. Rekabet bu kadar üst düzeyde olunca da, e-sporun gelişimi kat be kat hızlanmakta. Buna matematiksel bir örnek vermek gerekirse, e-spor her sene kendisinin karesini alacak şekilde bir büyüme göstermekte. Analitik olarak açıklamak gerekirse, büyümenin grafiksel gösteriminde karşımıza “J” şekline yakın, yukarıya yaklaşan bir limit gibi çıkmakta. Bunu nereden mi çıkarıyoruz? Tabi ki toplam turnuva sayısından, toplam profesyonel müsabaka sayısından, toplam profesyonel e-sporcu sayısından, toplam e-spor yatırımcısı ve e-spor sponsorluğu yapan şirketlerin sayısından, toplam amatör oyuncu sayısından… Uzuyor, gidiyor…Yani sene bazında bu saydığım ve sayamadığım bir çok maddeyi topladığınızda, bir önceki senenin çok çok üzerinde bir artış sergiliyor e-spor. Hatta basketbol salonları bile yetmez oldu. Ödül havuzları için artık milyon dolarları konuşurken şaşırmaz hale geldik. Bu yüzden de günümüzde trend olan Türkiye’de girişimcilik, e-spor içinde oldukça popüler oldu. Müthiş bir pazar payı var bu sektörün…

Bkz: E-Spor Girişimleri

Ülkemizde elektronik sporlar önce üniversitelere, ardından da turnuvalar yardımıyla liselere kadar ulaştı. Yani oyun oynayan kitlenin yanı sıra bir de amatör esporcu kitlemiz oldu. Ebeveynler de bir anda bu konuda ne yapacaklarını şaşırdılar aslında. Çocukları bir şey yapıyor ancak bu konu hakkında fikirleri yok. Önce Migros’larda bulunan Coca-Cola’ların üzerindeki League of Legends figürlerini gördüler, ardından Digitürk’de canlı yayında bir Türkiye Büyük Finali seyrettiler. Vodafone gibi devlerin kampanyaları, televizyonlarda ana haberlerde elektronik sporlar hakkında yapılan haberler ile yavaş yavaş alıştılar. Ancak hala tam olarak konuyu kavramış değiller.

Burada bizlere de bir görev düşüyor aslında. Evet biz bu “spor dalı”nı seviyoruz. İzlemeyi de, içerisinde oyuncu ya da yönetici olarak bulunmayı da, yatırım yapmayı da… Ancak ebeveynleri de bu konuda bilinçlendirmemiz gerekiyor. Düşünsenize, bir babanın çocuğunu Counter-Strike oynarken izlediğini… Daha da kötüsü, telsiz konuşmalarıyla birbirine bağırıp küfür eden insanları duyduğunu… Açıklamak zor. O yüzden, her yerde insanın iyisi kötüsü vardır mantığı ile hareket edip, bu spor dalının yüzlerce satıra yayabileceğimiz iyi yönlerini ve maalesef onlarca satır dikkat edilmesi gereken, takip edilmesi gereken kısımlarını onlara iyi bir şekilde vermeliyiz. Böylelikle, bir çocuk “ben e-sporcu olmak istiyorum” dediğinde, o çocuğun sadece “oyun oynayarak para kazanmak” istediğini düşünmemeliler. Burada e-spor girişimcilerine, e-spor sponsorlarına, e-spor yatırımcılarına da aşırı derecede büyük bir sosyal sorumluluk düşmekte. Ancak son zamanlarda gördüğüm şey, bu sektöre giren yatırımcıların doğrudan para kazanmak için sektöre girdikleri oluyor. Yani “birileri geliştirmiş, ben de bu pazardan payımı alayım” görüşü hakim. Oysa bu sektöre yatırım yapıp, üzerine sektörü kendi yatırımıyla beraber büyüten nice insanlar var. Bunların bir kaçını da yazmıştım önceki yazımda, mesela Hakan Baş gibi…

Artık daha fazla uzatmayayım. E-spor, espor ya da elektronik sporlar, adı her neyse… Benim açımdan “nedir?” sorusunun tam karşılığı olmasa da, anlatabileceğim tarafları bunlar oldu. Umarım bu sektör büyüme hızını hiç kaybetmez ve bizler üniversitelerde ders verir hale getiririz. Bunu da sadece esporcu olarak düşünmeyin, üniversitelerde bu işin yönetimi, antrenörlüğü de verilebilir. Benden bugünlük bu kadar. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, hoşçakalın!

Burak Şengüloğlu

Oyun dünyası ile çok çok erken yaşta tanışmış, 9 yaşındayken gül gifleriyle süslü ilk sitesini açmış, bir ara e-spor’a ve oyun haberciliğine sarmış, şu sıralar oyun geliştirme, firmalara danışmanlık hizmeti ve makale hizmetleriyle hayatının akışına kendisini kaptırmış bir şahıstır.

Bunlara da Göz At

“E-Spor Nedir? E-Spor Tarihi ve E-Sporcular” içeriğine 7 adet yorum yapılmış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Buna da Göz At

Close